Frangos: Geçmişteki hataları bugün aşmayı başardık

Simge ÇERKEZOĞLU

Kıbrıs Gazeteciler Sendikası Başkanı George Frangos’la daha önce gerçekleştirdiğimiz röportajımızda kuzeye geçen ilk başkan olduğunu, bu durumdan hem çok duygulandığını hem de çok utandığını söylemişti. Son zamanlarda Kıbrıslı gazeteciler olarak, atılan yeni adımları açıklamadan önce, biraz geçmişin muhasebesini yapmasını istedim. Geçmeden önce, bizim için biraz geçmişi değerlendirmesini istedim.

“Asla Kıbrıslı Türk ve Rum gazetecilerin bundan önceki çabalarını yok saymak gibi bir niyetim yoktur. Bana göre geçmiş yıllarda da çabalar ortaya konmuş ancak sonuçları küçük etkiler yaratmıştı. Şu anki duruşumuz ise daha büyük adımlar atılmasına olanak sağlıyor. Bunu da halihazırda yaptığımızı söyleyebilirim. Biz geçmişteki hataları bugün aşmayı başardık. Yanlış şuydu ki iki örgüt ne zaman bir araya gelip ortak açıklama gereği duysa yapılan tek şey liderlerin söylemlerini tekrarlamaktı. Tam da bu nedenle örgütler arasında büyük uçurumlar yaşanıyordu. Biz bu bakış açısını değiştirdik. Bizi ayıran değil birleştiren noktalara odaklanarak, ortak zemini olmayan konularla mücadele etmek için bazı noktalar belirledik.”

“Belli Temeller Üzerine Bir Dostluk İnşa Etmek İçin Çalışıyoruz”

Geçtiğimiz günlerde detayları basına açıklanan değişim programına ilişkin açıklamalarda da bulunan Frangos,  otuz beş yaşını geçmeyen, on dört Kıbrıslı genç gazetecinin önümüzdeki iki ay içinde beş gün süreyle farklı medya kurumlarında çalışacaklarını memnuniyetle dile getirdi. Yapılacak bu değişimle gençlerin farklı tecrübeler yaşayacaklarına vurgu yaparken,  programın önemine değinmeden de geçmedi…

“Gençler bu program sayesinde birbirlerini ve çalıştıkları kurumları kıyaslama, gözlemleme şansına sahip olacaklar. Hayatta sağlam ilişkiler üretimle gerçekleşir. Başarılar daima üretime bağlıdır. Öznesi olmayan bir dostluğun bakış açısı oluşamaz. Bizler belli temeller üzerine bir dostluk inşa etmek için çalışıyoruz. Birçok toplumun yakınlaşması birbirlerini tanımalarıyla başladı. Dolayısıyla Kıbrıslı bir Rum gazeteci, Kıbrıs Türk toplumunda haberin ana kaynağına ulaşabilmeli, aynı şekilde bir Kıbrıslı Türk gazeteci de, rahatlıkla Kıbrıslı Rum bir kaynakla iletişime geçerek gerçek bilgiyi edinebilmelidir. Oysa biz, birbirimize ilişkin haberleri haber merkezleri tarafından filtrelenmiş şekilde elde edebiliyoruz. Aramızda gelişen iş birliği sayesinde alınan bilgilerin doğruluğunun teyit edilmesi söz konusu olacaktır. Bunun yanında elbette karşı tarafın bakış açısıyla görebilmeyi, değerlendirebilmeyi de öğrenmeliyiz. Birbirinin ayakkabısını giymek deyimi, bize tam da bunu anlatır. Kendini karşındakinin yerine koyabilmek, bu noktada önem kazanır. Tüm bu nedenlerden ötürü değişim programı çok önemli. Genç gazeteciler beş gün boyunca çalıştığı kurumdan farklı olarak, farklı tarafın bir medya kurumunda çalışacak meslektaşlarının önceliklerini, kaygılarını, sorunlarını, onları yakından ilgilendiren konuları birebir, yakından görebilecek. Hepsinden önemlisi tüm bu değerlendirmeyi, gözlemledikleri kurum üzerinden yapacaklar. Karşı tarafın, izleyici veya okurlarının nasıl olduğu konusunda fikir sahibi olacaklar. Bunun gibi daha pek çok faaliyet düzenleme planlarımız var. Lefkoşa’da günübirlik yaşam konulu ortak bir fotoğraf yarışması da düzenleyeceğiz. Kıbrıslı Türk ya da Rum gazetecilerin Lefkoşa’nın hangi tarafının fotoğrafını çektiği düşüncesine kapılmadan, şehri ortak bir mekan olarak göreceğiz. Böylece gazetecilerin alanı da bu fotoğraflar sayesinde birleşecek.”

“Gazeteci Olaylara Nesnel Olarak Bakmalı”

Kuşkusuz uzun zamandır beklenen en önemli proje ise Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı öncülüğünde hazırlanan ortak bir gazetecilik etiği kitabı…

“Elbette etik konusunda gazetecilere yardımcı olacak bir kitap üzerinde uzun zamandır çalışıyoruz. Bu kitap içinde bulunduğumuz durumu zorlaştırıcı kavramlardan kaçınmaya yardımcı olacak içerikten oluşacak. Daha önce de söylediğim gibi bizi ayıran değil, birleştiren noktaları öne çıkarmaya çalışıyoruz. Günümüzde sıklıkla karşılaştığımız olaylardan biri de gazetecinin ait olduğu ideolojiye bağlı kalması. Böylece en küçük bir sorunu dahi son derece abartması… Öte yandan olumlu anlamda yaşanan gelişmeleri ise basına yansıtmaktan kaçınması veya önemsiz gibi göstermeye çalışılması önemli bir sorun olarak karşımızda duruyor. Oysa bir gazeteci olaylara nesnel olarak bakmalı, okuyucuya veya izleyiciye de o şekilde yansıtmalı. Bizlerin de mesleki anlamda esas görevi bunu hatırlatmak olmalı.”

“Kıbrıslı Türk Bir Gazeteci Bir Gününü Nasıl Geçirir Öğrenmek İstiyorum” 

Politis gazetesinin genç muhabirlerinden Yiorgos Kakouris… Sekiz yıldan bu yana Politis gazetesinin farklı bölümlerinde çalışıyor. Kıbrıs konusuyla yakından ilgileniyor. Değişim programına katılma nedenlerini ise şöyle açıklıyor.

“Elbette bir gazeteci olarak Kıbrıslı Türklerin gündemini takip etmeye çalışıyorum daha çok Kıbrıslı Türk arkadaşlarımla konuşarak gündemle ilgili bilgi alıyorum. Bu programa katılırken esas arzu ettiğim Kıbrıslı Türk bir gazetecinin güne başlamasından,  gazetenin manşetinin belli olacağı ana dek nasıl bir yol izlediğini gözlemlemek. Bir günlerini nasıl geçirdiklerini, önceliklerinin ne olduğunu, daha çok hangi haberleri, nasıl takip ettiklerini, önceliklerinin ne olduğunu bilmek istiyorum. Bunları bildiğim takdirde, onları daha iyi tanıyabileceğimi, daha kolay anlayabileceğimi düşünüyorum. Tüm bunları kendi gündelik hayatımın içinde gerçekleştirmem tabii ki mümkün değil. O yüzden ben de bu fırsatı değerlendirmek istedim. Henüz  değişim programına nerede katılacağım belli değil ama uygun bir gazetede gerçekleştirmek istiyorum. Çünkü biliyorsun, televizyon ve gazete haberciliği birbirinden çok farklıdır. Benim de televizyon haberciliği konusunda maalesef deneyimim yok. Tabii bu arada bir süredir Türkçe de öğrenmeye çalışıyorum. Bu açıdan da iyi olabilir diye düşünüyorum.”

 “Kıbrıslı Gazetecilerin Birlikte Çalışabileceklerini Göstermek İstiyorum”

Programa katılacak olan bir diğer genç gazeteci ise Türk Ajansı Kıbrıs’ın Yunanca çevirmenlerinden Hande Cumaoğulları. Yaklaşık on yıldan bu yana mesleğine devam eden Hande programa katılım nedenlerini, beklentilerini bizimle paylaştı.

“Benim için cazip olmasının en önemli yanı iki toplumlu bir proje olmasıydı. İlgimi çekti. Mesleğimden dolayı, TAK Ajansı’nda Yunanca gazetelerin günlük çevirilerini yapıyorum. Bu programa katılarak, her gün çevirdiğim bu gazetelerin, haber merkezlerini görebilecek, nasıl çalıştıklarını, haberleri nasıl gazetede yayımlanacak duruma getirdiklerini gözlemleyebileceğimi düşündüm. Orada olmanın ilginç olabileceğini düşünüyorum. Bunun yanında Türkçeden Yunancaya çeviri yapılan bir bölüm varsa, oraya da gidip onların nasıl çalıştıklarını görmek istiyorum. Tabii tüm bunlar yanında Kıbrıslı Rum gazetecilerle de tanışmayı ümit ediyorum. Onların nasıl çalıştıklarını, haberi nasıl işlediklerini, hatta kullandıkları teknolojileri de merak ediyorum. Tüm bunlar yanında tabii bu proje bildiğiniz gibi AGİT himayesinde yapılıyor. Şahsi olarak uluslararası alanda çalışan bu kuruma Kıbrıslı gazetecilerin iş birliği içinde birlikte çalışabileceklerini göstermek için de bu projeye katkıda bulunmayı çok istiyorum.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir