“Güçlü olmanın yolu sendikalaşmadan geçer”

Bazı sendika temsilcileri, sendikalaşmanın önemine vurgu yaparak, örgütlü olmanın en temel yolunun sendikalaşmadan geçtiğini, emeğin sömürülmesinin önüne geçebilecek tek yol olduğunu belirtiyor

 Bengihan: Sendikalı olmak çalışanlar için bir koruma kalkanına sahip olmak demektir.

 Eylem: İnsanca çalışma koşulları ve süresi, sosyal haklar, eşit ücret, hak arama, kısacası sömürü düzenine karşı mücadelede güçlü olmanın yolu sendikalı olmaktan geçer

 Aşam: Üretimden bilinçli olarak koparılan Kıbrıs Türk toplumu, acımasız çalışma koşulları ve standardı günden güne düşürülen refah seviyesi karşısında korumasız ve çaresiz kalmaya mahkum olacaktır

 Tel: Örgütlülük sayısal değil mücadele verilecek konulardaki direnişle önem kazanır

 Öksüzoğlu: Bugünkü koşularda sendikalar çalışanların ve toplumun sorunlarına daha çok ilgilenmeli tüm sorunları sendikalarla ve toplumla birlikte hareket ederek köklü çözümler üretmek zorundadırlar

Bıçaklı: Sendika ve sendikalaşma emeğin sömürülmesini engelliyor. Yasal düzenleme ile bunun yapılması gereklidir

 Kalem Özel

Bazı sendika temsilcileri, sendikalaşmanın önemine vurgu yaparak, güçlü olmanın yolunun sendikalaşmadan geçtiğini ifade ederek, sendikaların toplumla birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

Sendika temsilcileri ne dedi?

KTAMS Genel Sekreteri Güven Bengihan: “Sendikalı olmak koruma kalkanına sahip olmaktır”

“Sendikalar üyelerinin ekonomik, sosyal hak ve menfaatlerini koruyan ve geliştiren demokratik kitle örgütleridir. Bu tanımdan yola çıkacak olursak özelde sendikaların amacı üyelerinin hak ve menfaatlerini korumak genelde ise toplumsal olaylara karşı duyarlılık göstererek bu alanlarda mücadele etmektir. Örnek vermek gerekirse çevre kirliliği, toplumsal cinsiyet eşitliği, insan hakları, özelleştirme, adaletsizlik, barış ve demokrasi gibi. Sendikalı olmak çalışanlar için bir koruma kalkanına sahip olmak demektir. Sendikalar çalışanların çalışma koşullarının iyileştirilmesi sosyal güvenlik yatırımlarının ve maaşlarının zamanında verilmesini ayrıca kayıt dışı çalıştırılmayı ve emekçilerin sömürülmesini engellemektedir. Sendikalaşma hak aramanın en güvenilir ve en demokratik yollarından biridir…”

KTOEÖS Başkanı Selma Eylem:“Mücadelede güçlü olmanın yolu sendikalı olmaktan geçer”

“Sendika, diline, dinine, rengine, siyasi görüşüne bakmaksızın tüm çalışanların haklarını ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için kurulan sınıf ve kitle örgütüdür. Sendikalar devlete, siyasi iktidara, partilere karşı bağımsız örgütlerdir ve emekçilerin birliğini ya da örgütlülüğünü  etkin bir güce dönüştüren mekanizmalardır. İnsanca çalışma koşulları ve süresi, sosyal haklar, eşit ücret, hak arama, kısacası sömürü düzenine karşı mücadelede güçlü olmanın yolu sendikalı olmaktan geçer.70’li yıllardan itibaren yaşanan küresel ekonomik kriz, kapitalist düzenin kar marjını korumak amacıyla neoliberal politikaların uygulanmaya başlanmasını ve çalışanların haklarının budanmasını da beraberinde getirmiştir. Çalışanların ve sendikaların aleyhinde yapılan düzenlemelerle sendikaların itibarsızlaştırılması, güç ve etkinliklerinin yitirilmesi hedeflenmiştir. Ülkemiz de bu politikalardan nasibini almış, göç yasası, özelleştirme, taşeronlaşma çalışmalarıyla çalışanların hakları budanmış sendikalar ise itibarsızlaştırılıp etkisizleştirilmeye çalışılmaktadır. Sınıf ve sendikal bilincin ve kimliğin temel inşa örgütü olan sendikalar ülkemizde hem zümresel hem toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket etmekte, siyasi, kültürel, çevre, eğitim, din, nüfus alanlarında saldırı altında bulunan, dönüştürme politikaları dayatılmaya çalışılan toplumumuzda bunlara karşı mücadelenin yanında çözüm ve barış için de destek vermekte mücadele etmektedir”

EMEK-İŞ Başkanı Koral Aşam: “Emekçilerin silkinip kendine gelmesi gerekir”

“Bugünkü dünya ve ülke koşullarında sendikal örgütlülüğün toplum adına bir ihtiyaç olduğu ortadadır. Çünkü emeğe yapılan saldırılar günbegün artarak devam etmektedir.

Tüm bunların yanında, ülkedeki siyasetçilerinin de patronlardan yana tavır almaları, çalışanların hem ekonomik hem de sosyal refahını törpülemekte, yaşam koşullarını dayanılmaz noktalara taşımaktadır. Çalışma hayatındaki kaçak işçilik, sömürü düzenini güçlendirmekte, ucuz işgücü emekçileri hızla işsiz bırakmaktadır. Kısacası mevcut koşullar, emek açısından 1800’lü yıllara, yani dayanılmaz çalışma koşullarına geri dönüş anlamına gelmektedir. Tamda bu noktada, toplumun ¾’ünü oluşturan emekçilerin silkinip kendine gelmesi gerekir. Tıpkı 1800’lü yıllarda yapıldığı gibi, oluşturulan ve günümüzde de pervasızca hüküm süren kapitalist sistem karşısında, tek savunma alanı olan sendikal örgütlülüğüne sahip çıkmalı ve kullanılan orantısız güç karşısında saflarını sıklaştırmalıdır. Aksi halde, zaten üretimden bilinçli olarak koparılan Kıbrıs Türk toplumu, acımasız çalışma koşulları ve standardı günden güne düşürülen refah seviyesi karşısında korumasız ve çaresiz kalmaya mahkum olacaktır. Zaten bozuk olan Sosyal adalet, sermaye lehine günden güne daha da bozulacak ve Kıbrıslı Türkler kaderlerini yine göç yollarında aramak zorunda kalacaklardır”

KTÖS Başkanı Emel Tel: “Örgütlü olmak güçlü olmaktır”

“Sendikalar toplumumuzun vazgeçilmez demokratik örgütleridir. Çalışma hayatını şekillendiren, devlete karşı çalışanları örgütleyen ve geleceği etkileyen belirleyicilerdir. Sendikaların gücü ve etkileyiciliği örgütlülük düzeyi ile orantılıdır. Farklılıkları gözetmeden ortak hedeflerde örgütlenmek yenilmez bir güç oluşturmaktadır. Örgütlülük sayısal değil mücadele verilecek konulardaki direnişle önem kazanır. Ülkemizde sendikal hareket, uluslararası düzeyde de geniş katılımlı bir dayanışma bilinci içinde bulunduğu koşulları yorumlayabilen, önceden harekete geçen politikaları oluşturarak, kitleleri örgütleyebilmelidir. Örgütlü olmak güçlü olmaktır. Bu güç emeğin örgütlülüğüdür. Çalışanların haklarını korumak, geliştirmektir. Yaşadığımız süreçte eğitim sistemimiz, kurumlarımız, siyaset, hukuk ve yaşam felsefemiz saldırı altındadır. Laiklik ve Özgürlük alanlarımız ciddi tehdit altındadır. Sendikalar güçlerini birleştirmeli toplumun tüm kesimleriyle birlikte, Demokrasi, Eşitlik, Birleşik Kıbrıs, Barış, Kıbrıs Türkü’nün İradesine Saygı kısaca  ”Toplumsal Varoluşumuz ”için harekete geçmelidir”

 EL-SEN Başkanı Umut Öksüzoğlu: “Sendikalarla toplum birlikte hareket etmeli”

“Sendikalar, üyelerinin Ekonomik ve Sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek amacı güden tüzel kişiliği olan Anayasal kuruluştur. Sendikaların bu bağlamda üç önemli özelliği vardır. Sosyal, Politik ve Ekonomik güçtürler. Sendikalar bu üç özeliği ile ücretlerin düzenlenmesi ve dağılımına etki etmesi, istihdamlara ve son olarak da çalışanların Ekonomik refahının gelişmesine katkı sağlamalıdır. Bugünkü koşularda sendikalar çalışanların ve toplumun sorunlarına daha çok ilgilenmeli tüm sorunları sendikalarla ve toplumla birlikte hareket ederek köklü çözümler üretmek zorundadırlar”

 TÜRK-SEN Başkanı Arslan Bıçaklı: “Sendikalaşma emeğin sömürülmesini engeller”

“Ülkemizde sendikalaşma emeğin korunması için şarttır. Emeğin sömürülmesini engelleyen bir sistemdir. Çalışanlar için sendikalaşma yasal zorunluluk haline getirilmelidir. Bugün ülke geneline bakıldığında birçok iş yerinde çalışanlar günde 12 saat çalıştırılmakta ve sigorta ihtiyat sandığı yatırımları yapılamamaktadır. Ayrıca birçok emekçi asgari ücretin altında maaş almaktadır. Çalışma Bakanımız bundan kısa bir süre önce özel sektörün tümünü denetlersek bütün iş yerleri kapanır” dedi. Aslında burada Bakan, özel sektör hele de inşaat sektörü yasalara uygun işçi çalıştırmıyor demek istiyor. Sendika ve sendikalaşma emeğin sömürülmesini engelliyor. Yasal düzenleme ile bunun yapılması gereklidir”