Her bahaneyi toplumu terbiye etme aracına dönüştüren kaba, AKP anlayışı bizi yıldıramaz

Kıbrıs Türk toplumunun çağdaş, laik, demokratik toplum yapısı uzun yıllardır, uygulanan sistematik saldırılarla karşı karşıyadır. Son yıllarda AKP ve işbirlikçi Hükümetler her fırsatı Kıbrıs Türk Toplumunu yokoluşa sürükleyecek bir dayatmaya dönüştürme çabalarını artırmıştır.

1974’den sonra uygulanan sistemli politikalarla ve TC hükümetleri tarafından dayatılan ve ülkemizi yöneten birçok basiretsiz hükümet tarafından uygulamaya sokulan politikalarla halkımız canından bezme noktasına getirilmiştir. Yaratılan düzen ülkemizi tacizler, tecavüzler ve kriminal suçların her geçen gün arttığı, casinoların, gece kulüplerinin, kara para aklayanların, bet ofislerin, uyuşturucu ve insan kaçakçılarının cirit attığı bir ülke durumuna getirmiştir.

Özelleştirme, nüfus politikaları ile demografik yapı bozulmuştur., ekonomik paketler çare olma yerine göç etmeyi getirmiş, üretimi bitirmiştir. Peşkeş çekilen arazilerle çevre yok edilmiştir. Yanlış eğitim, sağlık politikaları nitelikli temel  kamusal hizmetlerin ortadan kaldırılması noktasına getirilmiştir.

Siyasi, sosyal, kültürel ve dini dayatmalar ve toplum mühendisliği çabaları çok tehlikeli sonuçlara doğru hareket etmektedir. Çağdaş, laik, demokratik  toplum yapımız tehlike ve tehdit altındadır. Demokrasilerin temel ilkelerinden biri olan özgürlüklerimiz saldırılarla kısıtlanmaya, ortadan kaldırılmaya çalışılmakta, düşünce, ifade ve basın özgürlüğüne yapılan saldırılar hem sosyal medyada hem de eylemlerle kendini göstermektedir.

Karikatürlere dahi tahammül edemeyen gerici anlayışların çağdaş, demokratik toplumlarda farklılıklara saygı duyması, hoşgörülü olması, farklı unsurların birbirlerine tahammül etmeyi ve uzlaşmayı öğrenmesi gerektiğine dair hiç bir fikri olmadığı açık ve nettir. Zaten hoşgörü, belirli bir toplumsal ve kültürel düzey gerektiren bir tutumdur. Karşıt düşüncelere saygı göstermeyen, başkalarının farklı düşünebileceğini ve herkesin buna hakkı olduğunu kabul etmeyenler için  hoşgörüden söz edilmesi mümkün değildir.

Kendisini Kıbrıs işlerinden sorumlu TC’nin bakanı olarak gören zat ülkemizin içişlerine, hukuk sistemimize sömürge valisi edasıyla müdahele etmeyi, tehditler savurmayı kendinde hak görmektedir. Bu hakaretlere cevap vermesi gereken ve devlet iddiasında bulunanlar ise buna seyirci kalmaktadır.

Dayatmalarla bizleri  azaltmaya, varlığımızı yok etmeye, değerlerimizi ortadan kaldırıp dönüştürmeye çalışanlar bilmelidir ki Kıbrıslı Türkler, din, dil, ırk, ayırımı gözetmeksizin  toplumu oluşturan tüm bireylerin hak ve özgürlüklerine saygılı, farklılıklara hoşgörülü, hukukun üstünlüğüne dayalı bir sisteme inanan, demokrasi bilincine sahip bir toplumdur.

Çağdaş, laik, demokratik yaşam biçimine yapılan saldırıları yıllardır göğüslemiş mücadeleden vazgeçmemiştir. Yılmadan sürdürmeye devam edecektir…