Ülkemiz medyasında yaşanan insan hakları ihlallerine son dönemde yenilerinin eklendiğini gözlemliyoruz. Özellikle Kıbrıslı Türk siyasetinin önemli figürlerinin de içinde olduğu video skandalının yargı sürecinde yaşanan ihlaller, son günlerde farklı bir boyuta taşınmıştır.

En temel insan haklarının başında gelen ve gazetecilik etik ilkelerinden biri olan ‘Masumiyet Karinesi’nin, daha fazla tık almak uğruna çiğnendiğine bir kez daha şahit olmaktayız. Bahse konu olay henüz yargı sürecinde olmakla birlikte, tutuklanan ya da sorgulanan kişilerin suç işleyip işlemediklerinin belirlenmediğine dikkat çekmek isteriz.

Kişilerin açık isim, fotoğraf ya da video görüntülerinin yer aldığı haberlerde açıkça ‘hak ihlali’ yapılmaktadır. Gazetecilikle bağdaşmayan bu durum insani açıdan da değerlendirilmelidir. Bahse konu şahısların aileleri, çocukları, sosyal ve iş hayatları olduğu gerçeğinden hareketle, ifşa edilmelerinin çok sakıncalı olduğuna dikkat edilmelidir.

Bu kişilerle ilgili verilerin, özellikle internet aramalarında uzun yıllar silinmeyecek şekilde yer almasının, suçsuz bulunmaları halinde hayatlarını derinden etkileyeceği hesaba katılmamıştır. Ayrıca suçlu bulunsalar bile, geride kalacak olan aile fertlerinin de en azından manevi olarak etki altında kalacağı şüphe götürmez bir gerçektir.

Akran zorbalığının yaşandığı okullarda, anne, baba ya da aile yakınlarından bu şekilde açıkça bahsedilmesinin, çocukları psikolojik olarak da etkilediğini hatırlamakta fayda vardır. Kıbrıs’ın kuzeyinde yayın yapan medya organlarını, bu tutumdan bir an önce vazgeçmeye, gazetecilik mesleğinin etik ilkelerini hatırlamaya ve insani değerleri ön planda tutmaya davet ederiz.

Gazetecilerin, yaşanan olayı bireysel bir çerçevede magazinleştirerek, daha fazla tık alma gayesiyle haberleştirmek yerine, toplumsal faydaya yönelik haberler hazırlamasının ülkede yaşayan herkes için daha olumlu sonuçlar doğurabileceğini düşünmekteyiz. 

Haberin, cinsel bir ilişki çerçevesinde yaşanan magazinsel niteliğe sahip olaylar zincirinden çok daha fazlası olduğu ortadadır. Olay, Kıbrıs’ın kuzeyinde kemikleşmiş kirli ilişkileri de ortaya çıkarabilecek bir potansiyele sahiptir. Bu noktada gazeteciler olarak bizlerin görevi, bireylerin cinsel yaşamlarını magazinleştirerek, onlar için yeni travmalar yaratmak değil, olgular temelinde olayların sonuçlarını araştırmak olmalıdır.

Gazetecilerin, bahsi geçen kasetler aracılığıyla şantaj yapılarak yasa dışı yollarla gelir elde eden kişilerin ne gibi kazanımlar elde ettiğinin incelemesi, ülkenin içinde bulunduğu kirli hesaplaşmaların da gün yüzüne çıkarılmasına katkı sağlayacak, daha adil bir ülkeyi yaratmamıza olanak sağlayacaktır. Bundan ötesi, her gün şikayet ettiğimiz ve içinde yaşamaktan utandığımız bu sistemin devamından daha fazlası olmayacaktır. 

Saygılarımızla

Basın Emekçileri Sendikası

Yönetim Kurulu

Categories:

Tags:

Comments are closed