“Sünni İslam baskılarını da artırdı”

Avrupa Parlamentosu’nda, Avrupa’da ırkçılık ve yabancı düşmanlığı paneli düzenlendi.

Panele Kıbrıs’tan gelen 56 kişilik Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk örgüt temsilcilerinin yanı sıra, Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası Genel Sekreteri Şener Elcil ve Basın Emekçileri Sendikası Başkanı Ali Kişmir de katıldı.

Düzenlenen panelde konuşmacı olarak Avrupa Parlamentosu Sol Grup Milletvekillerinin katıldığı toplantıda Avrupa’da yükselen ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve aşırı sağın yükseliş sebepleri ele alındı.

Panelde, şu anda dünyada popülizm diye bir akım olduğu belirtilirken, bunun bilinçli bir şekilde yapılmakta olduğu aktarıldı. Sovyetler Birliği’nin dağılması ile dünyada ideolojilerinin öldüğü, sol veya sağ ideolojilerin kalmadığı tezinin, bütün siyasi partilerin aynı olduğu ve tüm siyasetçilerin kendi menfaatleri için siyasete girdiklerini savunduğu anlamına geldiği ifade edilirken, önemli olanın halka hizmet, temiz siyaset, yolsuzluklarla mücadele etmek olduğunu savunuldu.

Bahsedilen kesimin, halklarına duymak istediği güzel sözler ve vaatler verdikleri söylenirken, bu zihniyetin muhalefette oldukları dönemde medyayı araç olarak kullanarak halkın gözünü boyadıkları, ardından ise iktidara gelince medyanın tamamını ele geçirip yoğun bir şekilde kendi halklarına baskı uyguladıkları vurgulandı. Dini ve ulusal değerleri halkların vicdanlarını ele geçirmek için kullanan bu kesimlerin politik sığınmacıları ve göçmenleri aşağılayarak her sorunun sebebi olarak onları gösterdiklerinin altı çizildi. Bunun yanında da her daim uluslararası sermayeye hizmet edip sosyal tüm politikaları ortadan kaldırdıkları vurgulandı.

Sürekli ülkelerine karşı düşman yaratıkları, her türlü yolsuzluğu yapmalarına rağmen medya aracılığı ile suçlarını bir şekilde örtmeyi başardıkları belirtilen bu kesimin son dönemde dünyanın her bir tarafında görülmeye başlandığı bilgisi verildi.

ABD, Türkiye, İtalya, Brezilya, Macaristan, Fransa, Kıbrıs,  Almanya, Avusturya, Yunanistan ve Polonya’da bu gibi liderler ve partilerin popülist siyasete ve ırkçı politikalara örnek gösterilecek ülkeler olarak örnek gösterildi. Bunun aksine ise Portekiz, İspanya ve Hollanda’da komünist partilerin yükseldiğinin görülmekte olduğunun gözlemlendiği belirtildi.

Şu anda Avrupa Parlamentosu’nun 8’de 2’sini popülist ve ırkçı partiler oluşturduğu bilgisi verilirken, Bunların en tehlikesi olarak ise Yunanistan’daki Yeni Şafak Partisi örnek gösterildi. Bu popülist ve ırkçı partilere dönük acilen önlem alınmasının gerekliliğinin altı çizilirken, bu tehlikeli tırmanışın AB’nin dağılmasını dahi getirebileceği gibi üçüncü dünya savaşının çıkmasına ve dünyanın yok olmasına da zemin yaratacak kadar tehlikeli olduğu vurgulandı.

Bunun için evrensel değerler üzerinden hoşgörü ve çok kültürlülüğe yer veren eğitim sistemine ihtiyaç olduğunun ifade edildiği panelde, buna paralel olarak ülkelerin refahının eşit dağılması, işsizliğin azaltılması, insanların konut sahibi olabileceği sosyal politikaların geliştirilmesi, işsizlik ödeneğinin verilmesi, örgütlenmeye ve sendikalaşmaya önem verilmesi, insanların çalışma şartlarının iyileştirilmesi, ucuz iş gücü sömürüsünün ve yabancı işçi kullanmanın yarattığı rekabet ortamının giderilmesi, göçmenler ile siyasi sığınmacılara yönelik destek ve rehabilitasyon projelerinin yürütülmesi ve ırkçılık ile yabancı düşmanlığına karşı tolerans gösterilmemesi, ayrıca medya ve teknolojinin bu maksatlara hizmet edecek şekilde etkin kullanılması gerekliğinin çok önemli olduğu belirtildi.

Bunun dışında gelişmiş ülkelerin para kazanmak için yüksek teknoloji ürünlü silahların etnik ve dini ayrılıkları çatışma sebebi olarak gören ülkelere satmaları dünyadaki çatışmaların ve ırkçılığı besleyen göçlerin ana sebebi olarak gösterildi

Panelde KTÖS ve Basın-Sen adına söz alan KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil şunları kaydetti;

“Kıbrıs konusunda yaşananlar ırkçılığın, şovenizmin ve etnik çatışmanın bu alanda en iyi örneklerinden bir tanesidir. Bölünen adada ırkçılığı siyaseten geçim yolu olarak gören siyasetçiler aslında çok iyi bir dayanışma örneği göstermektedirler. Kullanılan popülist ve ırkçı söylemlerde hep ortak özellikler bulunmaktadır. Adının bölünmesi ve 74’ten beri kuzeyin Türkiye’nin kontrolünde olması sorunu çözmemiş, aksine büyümesine neden olmuştur. 1974 yılından sonra adanın kuzeyine 1949 Cenevre Sözleşmeleri’ne aykırı olarak sistematik nüfus taşınması kuzeydeki demografik yapıyı bozmuştur. Bu beraberinde Kıbrıs Türk toplumunun siyasal iradesinin ortadan kalkmasını getirdiği gibi son dönemde de Sünni İslam baskılarını da artırmıştır. AB’nin bu konuda mutlak adım atması gerekmektedir”